Yaklaşık 2 ay süren bir araştırma sonunda vizeler alındı(çoklu schengen vizesi yeterli),araç için turing’den yeşil kart çıkarıldı,sigorta yapıldı, konaklayacağımız bütün otellerde gün gün rezervasyon yapıldı,aracıma üst bagaj aldım,bavullar hazır,ülkelerin gümrük bilgileri,trafik kuralları öğrenildi,bazı ülkelerde aracın içerisinde ikaz yeleği olmazsa cezası var aynı şekilde bazı ülkelerde de yedek far ampulü, avrupadaki suların ph oranlarıyla Türkiyedekilerin ph oranları aynı değil bu yüzden tadları bize kötü geliyor bunu önceden bildiğim için bagaja olabildiğince su ve bozulmayacak atıştırmalıklar doldurduk,o olmasaydı bu geziyi yapamazdık diyebileceğim tomtom go1000 navigasyonumun(45 ülke yüklü) hafızasına gidilecek gezilecek bütün yerleri rezervasyon yaptırdığımız bütün otelleri tek tek kaydettim bize nasıl kolaylık sağladı nasıl zaman kazandırdı size anlatamam,avrupanın herhangi bir ara sokağındaki gideceğimiz bir yeri elimizle koymuş gibi bulmamızı sağladı, ve sonunda 3 haftadan fazla sürecek tatil programımızla ilgili rotayı hazırladım.
Sırasıyla.
Bulgaristan – Sofya
Sırbistan – Belgrad
Macaristan – Budapeste
Slovakya – Bratislava
Avusturya – Viyana
Çek Cum. – Prag
Almanya – Nürnberg
Almanya – Münih
İsviçre – Lozan
İsviçre – Zürih
İsviçre – Basel
Fransa – Strazburg
Lüksemburg – Lüksemburg
Fransa – Paris
Fransa – Bordeaux
İspanya – Madrid
İspanya – Valencia
İspanya – Denia
İspanya – İbiza
İspanya – Barselona
Fransa – Marsilya
Fransa – Cannes
Fransa – Nice
Monaco – Monaco/Monte Carlo
İtalya – Genova
İtalya – Milano
İtalya – Pisa
İtalya – Parma
İtalya – Roma
İtalya – Floransa
İtalya – Venedik
Slovenya- Ljubljana
Hırvatistan – Zagreb
TÜRKİYE İSTANBUL
Geceyarısı yola çıktık ve sabah gün doğarken Kapıkule sınır kapısından bulgaristan’a giriş yaptık.gümrükte öyle korkulduğu gibi değildi 20 dakikada geçtik sınırı, hoş geldin komşi gülegüle komşi
Bulgaristan / Sofya
programımızda Bulgaristan Sofya turumuz vardı, konaklama yoktu.Bulgaristan tam beklediğim gibi biryer çıktı avrupayla pekte alakası olmayan ama Hıristiyan oldukları için kağıt üzerinde Avrupalı görünen bizim çok gerimizde bir ülke, sofyada küçük bir şehir tutundan sonra, sofyada görmek istediğim biryer olan alexander nevsky katedralini gezdik ,bir Ayasofya,Süleyamniye’den çok fazla farkı yok tabi.alışveriş merkezinde yemek yedik ve hızlıca yola koyulduk daha çook yolumuz var.bu arada avrupada bazı ülkelerde otoyolları kullanabilmek için vignette denilen bandrollerden satın alıp ön cama yapıştırmanız gerekiyor,polis çevirdiğinde bu bandrol yoksa başınız dertte demektir.aynı şekilde trafik kurallarına uymayanların cezasıda Türkiye’ye göre çok yüksek olduğundan dikkatli araç kullanmanız gerekir.
Belgrad /Sırbistan
Çok fazla anlatılacak bir şey yok BANA GÖRE kötü bir ülke(daha önceki gezilerime dayanarak yorum yapıyorum)
Bayraklı camii önünde bir foto çekinip yola koyulduk.konaklama Budapeste’de
Macaristan / Budapeste
Macaristana girdikten sonra tekrar Sırbistan’a dönene kadar schengen ülkeleri arasında giriş çıkış yapacağımız için gümrüklerde herhangi bir kontrolden geçmeyeceğiz.
Budapeste’de şehir merkezi gece yarısı çok güzel görünüyor süper ışıklandırılmış binalar ışıl ışıl caddeler. Bu noktadan sonra ülkeler ve şehirler arası mesafeler oldukça kısa o yüzden nereleri gezeceğinizi önceden planladıysanız birçok şehri hızlandırılmış bir günlük turlarla tanıyabilirsiniz.trafik yavaş yavaş düzene giriyor, herkes kurallara uyuyor,yayalara inanılmaz bir saygı var,heryerde Türk var J ve gezimiz hızla devam ediyor.gezi çok uzun olduğundan kısa kısa yorumlar yapmaya çalışacağım.
Termal sularıyla ünlü olan Budapeşte, Türk hamamlarıyla da meşhur, şehirde hamam sefası yapabilirsiniz!.Erszebet Köprüsü, Gellert Tepesi, Balıkçılar Kulesi, St. Mathias Katedrali, Zincirli köprü, Parlamento Binası, Kahramanlar Meydanı görülmesi gereken yerler arasında
Slovakya / Bratislava
Tuna Nehri kıyısında yer alan şehir hem Avusturya’ya hem de Macaristan’a sınırdır. Dünyada bu şekilde iki devlete sınırı olan sadece iki tane başkent vardır.kaleden manzarası güzeldir.çok fazla beklentiyle gitmemek gerekiyor. Kuleden üç ülke görünüyor.Slav kabileleri bu topraklara 5. yüzyılda gelmiş ama Macarlar bölgeyi ele geçirip 800 yıl kadar ellerinde tutmuş. I. Dünya Savaşı’ndan sonra Çekler ve Slovaklar birleşip Çekoslovakya’yı yaratmış. 1989 Kadife Devrimi komünizmi sona erdirirken, 1992’de Çekoslovak Parlamentosu ayrılma kararı aldı. 1993 yılında ülke, Çek Cumhuriyeti ve Slovakya olarak ikiye ayrıldı. Türkiye’den uzaklaştıkça kahvaltı kültürü yok oluyor ve yemek kalitesi düşüyor.
Avusturya / Viyana
Ölü şehir yada bizim gittiğimiz gün ulusal yas ilan edilmişti de bizim haberimiz yoktu.konakladığımız otel personeli dahil insanlar mutsuz ülkenin üzerinde bir kasvetli hava var sanki.şehir fena değil ama mutlu insan göremedik.gezilmesi gereken yerler;
Stephans Katedrali, Ring Caddesi, Opera Binası, Hofburg Sarayı, St.Peter Kilisesi, Maria Teresia, Schörbrun Sarayı, Hunderd Wasser House Kent Londra, New York ve Paris‘ten sonra iki milyon nüfusuyla dünyanın en büyük dördüncü kentiyken, I. Dünya Savaşı sonrasında nüfusunun dörtte birini kaybetmiştir
Çek Cumhuriyeti / Prag
Görülmesi gereken güzel bir şehir.şehre girince avrupa’ya geldiğimizi anladık.Prag Çek Cumhuriyeti‘nin başkenti ve en büyük şehridir. Çek Cumhuriyeti ve Slovakya birleşikken de başkentti. Orta Bohemya‘da Vltava Nehri‘nin üzerinde yer alır ve 1.2 milyon nüfusu vardır. Prag’ın bir özelliği de 2. Dünya savaşında pek zarar görmemiş olmasıdır. Bu sayede birçok tarihi ev ve mekanı barındırır. Bu yerler arasında St. Vitus Katedrali de yer alır. Görülmesi gereken yerler, Hradchany Kalesi, St. Vitus Katedrali, IV. Charles Köprüsü, Belediye Binası, Smetana Tiyatrosu, Franz Kafka’nın evinin bulunduğu Altın sokak.bu arada heryerde Türk kebapçısına rastlayabilirsiniz.kaldığımız otel yasmin süperdi.sabah kahvaltısından sonra yola çıktık.almanya sınırlarına girince yolların kalitesi artmaya başladı ve hayatımda ilk defa bir otobana girdim.Türkiyede bizim bildiklerimiz otoyoldur Türkiyede otoban yoktur otoban hız sınırlaması olmayan yüksek kalitede yollardır.bu yol birde Almanya’da olunca yanınızdan geçen araçların kaç km. hızla geçtiğini tahmin bile edemiyorsunuz.bu arada geçtiğimiz ülkelerde plakamızı fark eden Türkler el sallıyor,korna çalıp selam veriyor ve şaşırıyorlar,Türkiye’de özelliklede yaz aylarında çok fazla Avrupa ülkelerinin plakalrını taşıyan araçlar görebilirsiniz.ama Avrupa’da çok nadiren Türkiye plakalı araç görebilirsiniz.
Almanya / Nürnberg
Nürnberg, Almanya‘nın Bavyera eyâletine bağlı şehir. Bu eyâletin en büyük 2. şehridir ve endüstri başkenti kabul edilir. Hitler’in en sevdiği şehirmiş. Yaşasaymış muhtemelen başkent olarak burayı seçecekmiş.görülmesi gereken güzel şirin biryer.yemek konusunda yine sıkıntı yaşıyoruz,belki iyi yerler vardır ama Türkiye’deki kadar seçenek yok.
Almanya / Münih
Heryerde Türk lokantaları,sağınızda solunuzda Türkçe konuşan insanlar var neredeyse kendimizi Türkiye’de sandık.bir alman lokantasında yemek yerken arkamızdaki amca fenerin şampiyonluğuna kızmış olacakki.telefonda konuştuğu kişiye nasıl küfürler ediyor.
Şehir merkezinde biraz yürüyüş yaptıktan sonra otelimize döndük ve sabah yola çıktık. Programa göre münihten sonra zürihe gitmemiz gerekiyordu.eşimin aklına isviçrenin Lozan şehrinde yaşayan amcasının kızı geldi ve telefon açtık, önce inanmadılar,sonra ısrarla bizi davet ettiler.yolumuz 500 km uzayacaktı ama yemekler gözümün önünden geçince soluğu Lozan’da aldık.
Lozan / İsviçre
Tomtom navigasyonum verilen adrese bizi ulaştırdı, sitenin otoparkına girdik, kocaman otoparkta birkaç araç vardı,araçların nasıl park edeceği yerlere çizilmiş,park ettiğimiz yerde herhangi bir plaka veya özel park ibaresi de yoktu arabamızı park ettik ve indik karşıdan bir teyze sinirli bir şekilde bize yaklaştı ve Fransızca olarak bir şeyler söylüyor(muhtemelen aracınızı buraya park etmeyin dedi) bende; ooooff ne diyosun be kadın anlamıyorum diyerek kulağımı gösterdim,sonra teyze yavrum siz Türkmüsünüz ?demezmi, plakaya da dikkat etmemiş,ben mora döndüm J meğer bizimkilerin komşusu Zonguldaklı neriman teyzeymiş.tabi ben özür felan diliyorum ama teyze sarıldı bize hoş geldiniz yavrum diye nasıl öpüyor bizi.o sırada eşimin amca kızı geldi ve hep birlikte evlerine çıkıp güzeeel bir yemek yedik.
İsviçre 3 kantondan oluşuyor ve her kanton yakın olduğu ülkenin dillerini konuşuyor.Almaca,Fransızca,İtalyanca.
Kuzenlerle şehir merkezini gezdik.bizim gittiğimiz anda yaz yağmuru henüz bitmişti şehir Cenevre gölünün kenarındaydı,süper bir hava vardı,fotoğraflarda görünen karşı kıyı Fransa,sabahları feribotlarla 30 dakikada karşıya geçen insanlar Fransa’ya işe gidiyor akşam İsviçre’ye evlerine dönüyor.ben İstanbul’da Kavacık’tan Sarıyer’e işe gidiyorum 1,5 saatte akşam dönüşüm bazen 2 saate çıkabiliyor J.İsviçre’de köpek besleyenlere hükümet aylık 400 Euro para ödüyor.neyse lafı uzatmamayım,programımızı aksatmamak adına gece Zürih’te konaklamamız gerekiyordu, akşam üstü Zürih’e doğru yola çıktık, yolda 7 km’lik bir tünelden geçtik,bolu tünelinin dedesi olur kendisi.
İsviçre / Zürih
Otelimizede konakladıktan sonra,sabah kahvaltısının ardından şehir turumuza başladık,çok yağmurlu bir gündü ve temmuz ayı olmasına rağmen biraz soğuktu.saatler Türkiye’ye göre biraz ucuzluk söz konusu ama abartılacak bir ucuzluğu yok.çok sessiz ve pahalı bir şehir.alışverişimizi bitirdikten sonra Basel’e doğru yola çıkıyoruz.
İsviçre / Basel
Sehrin ortasindan Ren nehri geciyor. Ren nehri sehri büyük Basel ve kücük Basel olarak ikiye ayiriyor. Iki Basel`i birbirine baglayan 5 köprü bulunuyor. Bunlar arasinda en ortada bulunan Ren köprüsü 1225 yilinda yapimina baslanmis olup 1244te ilk olarak kullanima gecmisşehir merkezinde biraz turladıktan sonra Strazburg’a doğru yola çıkıyoruz.
Fransa / Strasburg
Şehir “Avrupa’nin Başkenti” ünvanını taşır.Kent 1949 yılından bu yana AB görüşmelerine ev sahipliği yapmaktadır ve Avrupa Konseyi, Avrupa Parlamentosu ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi burada bulunmaktadır.Bir sınır kenti olduğundan dolayı, diğer tipik Fransız kentlerine benzememektedir. Özellikle Alman ve Fransız kültürünün yoğun özelliklerini taşımaktadır. Şehrin şaraplık bağları çok ünlüdür.yola koyuluyoruz ve Lüksemburg’a gidiyoruz
Lüksemburg
Dünyada kişi başına geliri en fazla olan ülkedir.krallıkla yönetilir,çok gelişmiş bir ekonomiye sahiptir. Lüksemburg, Avrupa Birliği‘nin, NATO‘nun, OECD‘nin, Birleşmiş Milletler‘in, Benelüks Topluluğu‘nun ve Batı Avrupa Birliği‘nin kurucu üyelerindendir. Melia otel süperdi.sabah erken kalkıp Türkiye’yi aratmayacak kahvaltısı sonrası Parise doğru yola çıkıyoruz
Fransa / Paris
Eveeet geldik parise. Ressamlar tepesi,eyfel kulesi,şanzelize, louvre müzesi,Euro Disney,sen nehri gezilecek birçok yer var aslında ama ilk aklıma gelenler bunlar. çok iyi hoş ama o metroların pisliği nedir be kardeşim o şehirde başı boş gezen yankesici kılıklı yüzlerce adam,eyfel kulesinin sırasındayken insan sağını solunu kollamaktan etrafı inceleyemiyor bile.onun dışında güzel bir şehir ,trafik burada avrupanın diğer ülkelerine göre biraz daha kötü,hem yoğunluk hemde sürücüler kötü. Şanzelize bizim Bağdat caddesi gibi biryer çok fazla esprisi yok 324 metre yüksekliğindeki Eyfel kulesinden şehri seyretmeden dönmemek gerekiyor, çok fazla sıra olabilir ama asansörler 40’ar kişi aldığından sıra ilerliyor.burada yapmanız gereken cüzdanınıza sahip çıkmak. louvre müzesi de görülmesi gereken yerler arasında meşhur Mona Lisa buradadır.
Ressamlar tepesine gittiğinizde Sacre Coeur kilisesini görmeden inmeyin.ressamlar tepesinde adındanda anlaşılacağı gibi bol miktarda ressam sokakta oturup ücret karşılığı insanların resimlerini yapıyorlar,çok güzel küçük hediyelik eşya dükkanları da vardır. Sen nehrinde turist tekneleriyle bir tura katılmakta keyifli oluyor.nehri turlarken koltuğunuzun yanındaki kulaklıktan rehber anlatımını dinlemek mümkün. Disneyland küçük büyük demeden herkesin gidip görmesi gereken eğlence diyarı.süper ötesi bir tesis, çocukların aklını yitirebileceği biryer.
2 gün pariste kaldıktan sonra uzun bir yolculuğa çıkıyoruz 1200 km’lik Madrid yolculuğumuz başlıyor.
İspanya / Madrid
İber Yarımadası‘nın orta kesiminde yer alır. Madrid: İstanbul, Londra, Berlin ve Paris‘ten sonra Avrupa’nın en kalabalık beşinci şehridir. Madrid’de Puerto del Sol, Plaza Mayor, Paseyo de la Castellana, Boğa Güreşi Arenası, Gran Via, Plaza de Espagna, Kraliyet Sarayı, Puerto De Alcala görülmesi gereken yerler arasındadır.Madrid beklediğimden biraz daha durgun geldi bana .benim Madrid’e gitme nedenim Real Madrid’in stadı olan Santiago Bernabeu’yu görmekti. 16 euro karşılığında tribünleri,müzeyi,sahayı hatta sayunma odalarını dahi görebiliyorsunuz.otelimizde konakladıktan sonra Valensiya’ya doğru yola çıkıyoruz.
İspanya / Valensiya
De La Virgen , Katedral ve Çan Kulesi , Torres De Serranos , Mercado Central İspanya’nın ilk loncası, Ulusal Müze ve Bellas Art Museum ,boğa güreşi arenası görülmesi gereken yerler arasındadır,Akdeniz kıyısında ispanyanın üçüncü büyük şehridir. Çook sıcaktı biz gittiğimizde.burada çok vakit harcamamamız gerekiyor çünkü Valensiya’nın güneyindeki Denia şehrinden iki günlük İbiza konaklaması için 22:00 da kalkacak İbiza feribotuna yetişmemiz gerekiyor.yola çıkıyoruz ve akşam üstü Denia’ya varıyoruz.
İspanya / Denia
Süper bir yer,tatil kasabası gibi,çok temiz, yemekleri muhteşem ,deniz kenarında,palmiyeler içerisinde,biraz pahalı biryer. Aslında burada 3-4 saat kalacak sonra feribota binip ibiza’ya geçecektik.
Araçla gitmek çok pahalıydı bizde arabamızı bir ara sokağa park ettik bavulumuzu aldık.satış ofisine geçip biletlerimizi aldık feribotun nereden kalktığını sorduk gişedeki kadında parmağıyla gösterdi, neyse sokağın karşısındaki restorana gidip Avrupa’daki en lezzetli yemekleri yedikten sonra feribotun kalkmasına 15 dk kalmıştı bizde ufak ufak kalktık kadının parmağıyla gösterdiği yere doğru yürüdük ama orada feribot yoktu içeri girip kadına feribot nerde diye sorduğumuzda saatine bakıp geç kaldınız feribot kalkacak dedi ve feribotun gerçek yerini tarif etti meğer parmağıyla gösterdiği teknelerin demirlediği iskele değil 2-3 km. arkasındaki büyük limanmış.elde bavullar koştur koştur 5 dk kaldı 3 dk kaldı derken adamlar çok dakikmiş tam 22:00 da feribot kalktı,bizde arkasından güzelce el salladık.sonra satış ofisine gidip cingar çıkardık, hemen bize sabah erken saate ücretsiz yeni biletlerimizi verdiler.Allah biliyor ya Denia’yı çok sevmiştik bütün bunlar ondan oldu sanırım.kendimize güzel bir otel bulduk bavullarımızı koyduk duşumuzu aldık ve Denia’da güzel bir akşam gezisi yaptık.sabah kahvaltıyı kaçırmak pahasına 2 saat öncesinde iskelede hazır bulunuyorduk J)) feribota bindik ve yaklaşık 3 saat süren yolculuğumuzdan sonra İbiza’ya vardık.
İspanya / İbiza
Çılgın gece hayatında Space, Pacha, Privilege, Amnesia, Eden ve Es Paradis gibi gece kulüplerini barındırması ve etrafınızdaki yarı çıplak dolaşan bayanlar haricinde Erdek’ten Ayvalık’tan bence hiçbir farkı olmayan bir yer.unutmadan birde gün batımını izlemek güzel oluyor.kocaman bir ada, üzerinde otoyollar var,gündüzleri çok sıcak oluyor. Sabah kahvaltımızın ardından feribotumuza binip Denia’ya dönüyoruz.Denia’ya varışımızın ardından kundaklanmamış arabamızla birlikte Barselona’ya doğru yola çıkıyoruz.
İspanya / Barselona
Katalunya özerk bölgesinin başkentidir. Yaygın dil Katalancadır. Barselona’nın geçmişi İspanya’dan daha eskidir. .İstanbul‘da İstiklal Caddesi neyse Barselona’da 2 km’ye yaklaşan uzunluğu ile Las Ramblas Caddesi odur. Kafeleri, müzeleri, alışveriş merkezleri, sokak müzisyenleri ve akrobatları ile çok hareketli bir caddedir.benim Barselona’da görmek istediğim tek yer Avrupa’nın en büyük stadı olan ve Avrupa’da tuttuğum 2. takım Barselona’nın stadı Camp Nou.(tuttuğum 1. takım Deportivo la Coruna). Ülkenin gelir kaynağının büyük kısmını Katalunya sağlıyor.özerk bir bölge olan katalunyayı pkk’ya benzetmişlerdi,gittim gezdim araştırdım ve ilgisi alakası olmadığına karar verdim çok güzel bir şehir Madrid’e göre daha hareketli.şehir tutumuzu bitirdikten sonra stadı sindire sindire gezdik.otelimizin otoparkından arabamızı alıp Marsilya’ya doğru yola çıkacaktık ki az evvel indiğimiz takside iphone’umu düşürdüğümü fark ettim,aradık ama cevap vermedi beklemelerimizde sonuç vermeyince otelden arabamızı alıp yola çıkmaya karar verdik,son bir kez arayalım dedik ve bayan taksi şoförü telefonu açtı ama biz İspanyolca oda İngilizce bilmiyordu birkaç dakika konuşmaya çalıştıktan sonra kaldığımız otelin adını söyleyip telefonu kapattık.otele vardığımızda kadın telefonu lobiye bırakıp bir teşekkür etmemi bile beklemeden gitmişti.şehirde biraz daha oyalanıp yola çıktık.amacımız 600 km’lik yolu gece katetmekti sabah Marsilya’ya varış ve şehir gezisi olarak planlamıştık.ama biz Marsilya’ya planladığımızdan çook erken yani gece yarısı vardık,
Fransa / Marsilya
Basilique Notre-Dame de la Garde from the harbour in Marseille, France, Europe.
Çok yorulmuştuk,konaklama planlamadığımız için otel rezervasyonumuzda yoktu ve başladık şehir merkezinde otel aramaya.hayatımda gördüğüm en iğrenç yerlerden biri.otelleri birer birer geziyoruz ama hiçbirinde yer yok.navigasyonun gösterdiği son birkaç otelin olduğu sokağa gelmiştik ki 45 yaşlarında biri yanımıza yaklaşıp camı açmamızı istedi ben açtım camı,selamın aleyküm Türksünüz dimi siz dedi, Allllaaaah dedim dayı seni Allah gönderdi biz sokakta kaldık bize otel bulmaya yardım et dedik. dayı bulunduğumuz yerlerin çok tehlikeli olduğunu söyledi evine davet etti biz kabul etmedik tabi sonra dayı bizi biraz uzakta ama güzel bir otele götürdü yerleştirdi bavullarımızı bile taşıdı sonra biraz laflayıp vedalaştık.Gümüşhaneli dayı 20 yıldır Marsilya’da inşaat ustası olarak çalışıyormuş ilk defa şehir içinde Türk plakalı araç gördüğünü söyledi.(Türk plakalı olarak şehir dışındada otoyollarda sadece tır görmüş) .bu yazıyı okumasa da dayıya buradan sevgi ve saygılarımı gönderiyorum.sabah kahvaltısının ardından şehri acilen terk ettik J.
Fransa / Cannes
Çok güzel bir sahil sehri. Özellikle yaz ayında ve Cannes Film Festivali zamanında kalabalıklaşan şehir lüks ve zenginliğiyle ünlü, tarihe mal olmuş çok değerli sinema sanatçılarının el izlerinin sergilendiği, bir benzeri de Las Vegas’ta bulunan cadde görülmeye değer.kırmızı halıda fotoğraf çektirebilirsiniz.kalabalık bir plajı var,yemekleri lezzetli ve pahalı.şehir gezimizi bitirdikten sonra 32 km uzaktaki diğer bir sahil şehri olan Nice’e gidiyoruz.
Fransa / Nice
Cannes gibi aynı güzellikte Fransa’nın diğer bir sahil şehri,çok uzun ve düz bir sahil şeridi vardır en kalabalık ve yoğun yaya trafiği olan caddede burasıdır.adım başı casino’ya rastlayabilirsiniz. Gece hayatı baya hareketli.yemekleri ve dondurmaları güzel ve pahalı.kaldığımız otel berbattı.gün batımında manzara çook güzeldi.sabah kahvaltımızın ardından 21 km ötedeki farklı bir ülke olan Monaco’ya doğru yola çıkıyoruz.ve hemen varıyoruz.
Monaco-Monte Carlo
Monaco bana göre turumuzun en güzel durağıydı.heryer kalemle çizilmiş gibi,tüm ülke ince ince işlenmiş,buram buram zenginlik kokan çok ama çok görülesi biryer.arabamızı park ettikten sonra (yaklaşık 5 saat için 50 euro ödededik) şehir merkezini gezdik,Akdenize kıyı olan ülke bir dağın yamacına kurulu.dünyanın en meşhur casinolarından biri olan “Casino Monte Carlo” burada .önünde aynı anda kaçtane ferrari,bentley,lamborghini park etmiş sayamadım.sanırsınız o filmlerde izlediğimiz banka soyguncuları mutlu sonun ardından buraya yerleşmiş para eziyorlar.bu arada formulanın en önemli ayaklarından biri olan monaco grand prix’i burada gerçekleşiyor.kesinlikle görülmesi gereken muhteşem biryer.neyse lafı çok uzatmayalım Genova’ya doğru yola çıkıyoruz.
Genova / İtalya
Güzel bir yer değil.şehir merkezinde yemek yemek için yer yok resmen aç kaldık şehir merkezinde bir tur attıktan sonra hemen uzaklaştık.
Milano / İtalya
Gotik tarzdaki katedrali olan Duomo di Milano, dünyanın en eski alışveriş merkezlerinden biri olan Galleria Vittorio Emanuele II ve dünyanın en büyük tiyatro binalarından La Scala bulunur.çok fazla hareketlilik yoktur.otelimizde konakladıktan sonra Parma’ya doğru yola çıkıyoruz.
Parma / İtalya
Parma şehrinin ortasında Parma Çayı adlı bir akarsu geçmektedir. Günümüzde Parma şehri jambonu (Prosciutto di Parma), özel “Parmesan” peyniri (Parmıgiano-Reggiano), şehrin çok güzel ve değişik mimarisi ve şehrin etrafındaki kırsal alanın güzelliği ile tanınmıştır. Parma’da bulunan Parma Üniversitesi Avrupa’nın en eski üniversitelerinden biridir.peynirinin tadına baktıktan sonra yola koyulup Pisa’ya doğru ilerliyoruz.
Pisa / İtalya
Ünlü Eğik Pisa Kulesi ve icinde Pisa Katedrali ve vaftizhanesi ile birlikte bulunduğu “Piazza del Duomo” bölgesi 1987den itibaren UNESCO Dünya Mirasları listesi‘ne alınmıştır.başkada bir numarası yoktur.2 gün konaklayacağımız Romaya doğru yola çıkıyoruz.
Roma / İtalya
Roma, İtalya‘nın ve Lazio bölgesinin başkentidir. Tiber ve Aniane nehirleri arasında ve Akdeniz‘e yakındır. 2.7 milyon nüfuslu (Aralık 2006) şehirde Katoliklerin ruhani lideri Papa‘nın yaşadığı bağımsız devlet Vatikan da yer almaktadır.Roma, İtalya’nin en kalabalık şehri ve 1290 km²lik yüzölçümüyle Avrupa‘nın en geniş yüzeye yayılmış başkentlerinden biridir. Milano, Napoli, Torino, Bolonya, Palermo, Catania, Floransa, Cenova ve Bari‘nin toplamından daha geniş bir yüzölçümüne sahiptir.şehir 2800 yıllıktır. Görülmesi gereken yerler Colleseum,, Roma şehri ve tarihinin doğduğu Forum Meydanı, Forum Meydanı’nın en meşhur caddesi olan ve Mussolini’nin kendine özel olarak açtırmasıyla ünlü Via Fori dei Imperiali, Roma’nın kudret simgesi Colosseo Amfi tiyatrosu, İspanyol Merdivenleri ve İspanyol Meydanı. Fontana di Trevi’yi (Aşk Çeşmesi),Vatikan, dünyanın en büyük kilisesi olan San Pietro’da Rönesans’ın dev sanatçıları Leonardo Da Vinci ve Michelangelo’nun şaheserleri.(alıntıdır.) yemekleri özelliklede pizzaları lezzetlidir hee birde dondurmaJ.2 günlük konaklama ve gezilerimizin ardından Floransaya doğru yola çıkıyoruz.
Floransa / İtalya
Floransa (Italyanca: Firenze), İtalya‘da bir şehirdir. Kuzey İtalya’daki Toskana bölgesinin başkentidir ve kendi ismini tasiyan ilin, Firenze ili merkezidir. Kısa bir dönem, eski İtalya Krallığı‘na da başkentlik yapmıştır.Şehir, içinden geçen Arno Nehri çevresinde kurulmuştur. Çevresindeki yerleşim alanlarıyla beraber yaklaşık bir milyona yakın nüfusa sahip olan şehir, geçmişte olduğu gibi bugün de İtalya ve Avrupa‘nın önemli ticaret merkezlerinden biridir.Bunun yanı sıra İtalyan Rönesansının doğum yeri olarak bilinen Floransa, kültürü ve mimarisiyle dünyaca ünlü bir turizm kentidir. Şehirde önemli sanat galerileri ve müzeler bulunmaktadır. Leonardo da Vinci ve Michelangelo bu tarihi şehirde yetişmiş dünyaca ünlü sanatçılardır. Yine ünlü yazar ve şair Dante Alighieri bu şehirde yaşamış ve ilham almıştır.(alıntıdır) . sıcaktan hiçbirşey yapamadık resmen nefes alınmıyordu.1 günlük konaklama yapmamıza rağmen şehirde sadece 3-4 saat gezebildik ve Venediğe doğru yola koyulduk.
Venedik / İtalya
Venedik, Kuzey İtalya‘nın doğusunda Adriyatik Denizi‘nin kuzey kıyılarında, İtalya‘ya bağlı ada şehirdir. Yaklaşık 118 adacık üzerine kuruludur. Tarihsel Venedik şehrinde adacıkları birbirinden ayıran 170 kanal ve birbirine bağlayan 400 köprü bulunur.
Kamu idaresi bakımdan Venedik bir komün olup Veneto bölgesinin ve kendi adını taşıyan Venezia ili‘nin başkentidir. Venedik komününün tarihsel Venedik şehrini ihtiva eden ana ada bölümü ile ana karada bulunan Mestre mahallesi arasında, 4 kilometre uzunluğunda Ponte della Libertà (Özgürlük Köprüsü)” adı verilen kara ve demiryolu köprüsü bulunur.
Tarihsel Venedik şehri seçimle gelen bir Venedik Dükü tarafından idare edilen Venedik Cumhuriyeti‘nin başkenti ve özellikle ortaçağ sonrasında Avrupa´nın en önemli ticaret başkentlerinden biri olmuştur. Venedikliler, Türklerden ve Araplardan öğrendikleri sayı sistemi ile ticaret aritmetiğini en üst düzeye çıkarmışlar ve bu nedenle bütün Avrupalı tacirler bu aritmetiği öğrenebilmek için Venedik’te açılan birçok okula gelerek eğitim almışlardır.
Tarihsel Venedik nüfusu o dönemlerde 300.000 civarında iken günümüzde 72.000’e kadar düşmüştür ve halen azalmaktadır. Yaşlı nüfusun yoğunlukta olduğu Venedik, artık anakarada bulunan Mestre adı verilen yeni şehre doğru kaymaktadır. Venedik’te yaşayanların %50’den fazlası geçimlerini turizmden sağlamaktadırlar Bugüne kadarki rekor bir günde 150.000 turisttirBu kadar turistik olması ve her şeyin deniz yoluyla taşınması sonucu fiyatlar İtalya’nın geneline göre daha pahalıdır.
Bütün taşımacılığın su yolları ve kanallardan yapıldığı Venedik, Avrupa‘nın motorlu kara taşıtlarına izin verilmeyen tek büyük kentidir.(alıntıdır).
Resimlerde görüldüğünden çok daha güzel biryerdir.heryer köprü ve kanal araç yok, dar sokaklarında ellerinde harita olmayan birilerini görmek zordur.kesinlikle en az birkaç kez kaybolursunuz.
İki gün konakladıktan sonra tadı damağımızda kalmış bir şekilde gece saat 02:30 sularında yola koyulduk.planımız şöyleydi sabah kahvaltısını Slovenya’nın başkenti Ljubljana da yapmak ve birkaç saatlik kısa şehir turu sonrası yola koyulup Hırvatistanın başkenti Zagreb’de öğle yemeğini yemek,kısa bir şehir turunun ardından Sırbistan ve Bulgaristan üzerinden Türkiye’ye dönmekti.aşağı yukarı 1800 km lik bir yolumuz kalmıştı.yollarında düzgün olduğunu hesaba katıp önümüzdeki gece yarısı 2-3 gibi Türkiye’de hatta biraz daha kasıp o saatlere İstanbula yetişmeyi planlıyorduk.neyse yola çıktık ve gün ağarırken ljubljana’ya vardık.
Ljubljana / Slovenya
Avrupa’daki en iyi kahvaltıyı bu ülkede yaptık.çok düzenli,yemyeşil, İsviçreyi andıran bir ülke.
Zagreb / Hırvatistan
Slovenya’dan farksız bir ülke ve zaten artık Avrupa ülkeleri başkentleri hep birbirinin aynı gibi gelmeye başladı bize.
1400 km yolumuz kaldı, konaklamadan sadece tuvalet,yemek ve benzin için durup yolumuza devam edecektik.neyse yola koyulduk. Gece yarısına doğru bulgaristana geldik plovdiv denen yerde bir köprü yıkılmış ve navigasyon farklı bir rota çizmedi.ne kadar yolu bilmediğimi söylesemde 34 plaka olduğumuzdan arkamızdaki yaklaşık 20 araçlık gurbetçi konvoyuyla birlikte bütün bulgaristanın altını üstüne getirdik.yolu bulamadık.sağolsun taksici bir kardeşimise 10 euro verdik ve bizi ana yola çıkardı sabaha karşı ancak Türkiye sınırını geçebildik.(şu bulgaristanda kaybolma hikayesi başlı başına komik bir konu aslında uzun bir mevzu ben kısa tuttum)
Avrupa gözlemlerimizi özetleyecek olursak;
İnsanlara inanılmaz bir saygı var,insanların %90 ‘ı kurallara harfiyen uyuyor,benzin dışında genel anlamda bize göre hayat pahalı(özelliklede oto yıkama,otopark,otoyol ücretleri resmen bizi batırdı adamlar tünelden viyadükten bile para alıyorlar J) ,insanların hemen hepsi yaptığı işi severek yapıyor,eğitim düzeyi yüksek ,çalışkanlar.
Ama her ne olursa olsun Türkiye bambaşka bir ülke.hiç abartmıyorum bir otobüs dolusu insanı bütün Avrupa’yı gezdirin Türkiye’de dahil, sonunda ilk üçü saysınlar kesinlikte Türkiye diyeceklerdir.sınırı geçince taşına toprağına sarıldık resmen. İmla hataları için özür dilerim başka bir gezide buluşmak üzere.
Yorumlar